Arzu’nun gözünden…
Foça’da kediler evsiz değil, özgürdür.

Foça’da kediler evsiz değil, özgürdür.” Bu söz, kasabanın sokaklarında dolaşan her kediye bakınca anlam kazanır. Foça’da kediler kapı önlerinde, taş duvarların üzerinde ya da sahil boyunca güneşlenirken görülür. Onlar birine ait değildir; ama herkesle birlikte yaşar. Balıkçıların bıraktığı bir lokma, esnafın uzattığı bir kap su, sabahın serinliğinde açılan bir gölge yeter onlara. Foça’nın sakin ritmi, kedilerin bu özgür yaşamına saygı duyar. Belki de bu yüzden Foça’da kediler, yalnızca sokakların değil, kasabanın ruhunun da sessiz sahipleridir.
Aslında gençliğimde köpeklere ve atlara olan ilgim ve sevgim daha çoktu.Belki de etrafımda kedi olmadığından olsa gerek…
Volkan’ımın kedileriyle Ayşe ve Miyavsu ile bu muhteşem canlılara yakınlaşmış olabilirim.
Sonrasında Alman kuzenlerin Foça’ya gelip kaldıkları birkaç günde minicik Darwin’in barbun artıklarını yan arsada gelen kedilere vermesi ile nev’i şahsına münhasır kedimiz SARI ile yollarımız keşisti 2012 Eylül ayında…Volkan’ımın da ayrıldığı yıldır sanki Sarı Volkan ‘ımdan bir armağandı benim için🧿
O günlere kadar Seyfi’nin de genelde hayvanlarla pek haşır neşir olduğunu söyleyemem.Rahmeti Nezihe hanım da hoşlanmazmış,doğal olarak Sarı o evin içine girerek kendini kabul ettiren ilk kedi idi.Ve Seyfi’nin duygularını da değiştirmişti.Önceleri normal dışarıda yaşayan bir sokak kedisi idi ama farklı idi.Günler geçtikçe bizi görünce koşa koşa gelmesi,yavaştan sevdirmeye başlamasına biz de ona o da bize bağlanmaya başladık hele Seyfi’nin ona bağlanması tüm arkadaşlarını acayip şaşırtmıştı.
Sarı annenin evini sahiplenmişti,zamanla adeta bir köpek gibi peşimizden bizim eve gelip gitmeye de başladı.Kah Seyfi’nin kucağında kah ayaklarımızın dibinde pıt pıt bizimle yürürdü .Tüm komşular hayran “ay bunu biri alıp götürürse ” diye korkarlardı.
Enteresan bir şekilde hayranı çoktu Sarı’nın…Sevgili hayvandostu arkadaşımız Şenay hanım ile Mümtaz beyin o zamanlar köpekleri ile dolaşırken Sarı’ya da ilgi gösterir o da kendini sevdirirdi.Kaç kez kış günlerinde acıyıp eve almak istemelerine rağmen onu razı edememişlerdi.Yine yukarıdaki evlere taşınan bir hanımın kedisi olduğunu öğrenmiştik,yeni evine götürmesine rağmen bizim özgür ruhlu Sarı’mız eski mahallesindeki kayıtlarını sildirmemişti muhtarımızdan adeta😻..
Artık haftada bir geldiğimiz kış günlerinde bize gelip eve girer,Seyfi’nin koltuğuna uzanmasını sabırsızlıkla bekler,hooop göğsüne uzanır yüz yüze gurul gurul uzanırlardı.
Geceleri de koynumuza teşrif ederdi.Tabii ki gecenin bir saatinde tuvaleti gelir,cama tırmanır,biz camı açar ,usulca iniverir ,hiç üşenmeden annenin evine gider,işini yapar,yaklaşık yarım saatte tırt tırt camı tıklar yine biz camı açar alırdık içeri.Üçümüz de hiç şikayetçi değildik bu işten.Üzülüyordum sanki bizim bahçede toprak yokmuş gibi o kadar yolu gidip gelmesine, ama kedi milleti akıllarını çözmek zor vesselam.
Bir kış gecesi fırtına,yağmur camı açtık…Tabii ben takip ettim nasıl gidecek diye…Bizden akıllı olduklarını hep söylüyorum, Sarı hemen en yakın toprağa inip işini bitirip 2 dakikada yine camda idi hiç ıslanmadan…



Leave a Reply